Göcek Tarihi

Göcek Tarihi


Göcek, geçmişte Likya uygarlığının gelişmiş iki kenti olan Telmesos (Fethiye) ve Kaunos (Dalyan) arasında kalmış bir Likya yerleşimidir. Ne yazık ki birçok nedenden ötürü antik Kalimçe`den bugüne çok az yapı kalmıştır. Ana yerleşim alanı da net olarak tespit edilemediği için, herhangi bir kazı çalışması yapılmamıştır. Ana kaynak olan antik dönem yazarlarının da eserlerinde varlığı ve hikâyesi hakkında yeterli bilgi vermemesi yerleşimin geçmişinin sır olarak kalmasına sebep olmaktadır. Ancak koylarda ve Fethiye yolu üzerinde rastlanan kaya mezarları, anıt mezar ve hamam görülebilir. Ayrıca Tersane Adası`nda antik ve yakın dönemden kalma kalıntılar bulunmaktadır. Bölgenin coğrafi yapısı dikkate alındığında mitolojide yer alan Daidalos ve Ikarus efsanelerinin de Göcek`te geçtiği düşünülebilir. Göcek`ten tekne turları ile ulaşılan Kapıdağ yarımadası üzerinde ise Krya, Lisai ve İydai antik kentleri bulunmaktadır. Ulaşım zorluğu nedeni ile bu antik yerleşimlerde de kazı yapılamamıştır. Ancak bu yerleşimlerden günümüze görülebilir kalıntılar ulaşmıştır.

Göcek Adını Nereden Almış

Göcek adının dört olaydan ortaya çıkabileceği varsayılmaktadır. Birinci varsayım köçekliktir. Eskiden yörede yapılan düğün ve eğlencelerde bölgeye köçek getirilirmiş. Bilindiği üzere, kadın giysileri giyerek çalgı önünde oynayan erkeklere köçek denir. Rodos`tan getirildiği söylenen bu köçekler, yöre çalgıcılarının müzikleriyle oynar ve yarenlik ederlermiş. Bu eğlence tarzı yörede uzun süre devam etmiş. Köyün adı çevre yerleşim birimlerinde `Köçekli` olarak anılmaya başlamış. Köçekten oluşan `Köçekli` adı sonraları halkın pek hoşuna gitmemiş. Bu ismi garipsemeye başlamışlar. Hatta bu yüzden düğünlere köçek getirmekten bile vazgeçmişler. Bölge hakkında küçümser konuşmalar sebebiyle köyün adı, `Göcek` olarak değiştirilmiş. Diğer bir varsayım ise `göç` kavramıdır. Bölge halkı, yayla ve kışlaklara her yıl bahar aylarında toplu, uyumlu ve törenli göç ederler, sonbaharda da geri dönerlermiş. Göç zamanı yaklaştıkça halk arasında; göç zamanı ve göçer sayısı gibi durumlar konuşulur ve tarih belirlenir. Tüm hazırlıklar tamamlanır. Bir gün önceden haberleşilir. Sabahın alaca karanlığında yükler hayvanların sırtına yüklenir. Hayvanlar sürülür. Göçe katılanlar birbirlerine; “Göç zamanıdır, haydi GÖÇEK” diye seslenerek yola koyulurlar. İşte bu `Göçek` sözcüğünün sonradan köyün adı olduğu söylenir. Bu varsayım halk arasında en güçlü olanıdır. Bir karış boya gelmiş ekine GÖCEK denilir. Bu Göcek adı için bir çıkış noktası olacağı gibi denizin karaya çok fazla girip saklandığı yere de Göcek denilmektedir. Halikarnas balıkçısının kitabında da bol bol Fethiye Göcek’i olarak bahsedilir. Önemli olan bu güzide yerin `Göcek` adıyla, Türkiye ve dünya üzerinde hak ettiği yeri almasıdır. Bunu da başarmıştır.


Göcek Kökenli Mitolojik Öykü

Göcek Tarihi

Daidalos mozaiğinde, 6 figür yer alıyor. Pasiphae, kızı Ariadne, Daidalos ile sohbet eden Trophonios, ahşap yontan İkaros. Sağ alt köşede Minos Boğası`nın kesik başına ok tutan Eros, sağ üst köşede ise Labyrinthos Saray`ı bulunuyor. Daidalos mozaiğinde yer alan Minos Boğası Öyküsünde, Pasiphae Girit Kralı Minos`un karısı, tanrı Helios ile Perseis`in kızı olduğu belirtilir. Poseidon`un, kurban edilsin diye Minos`a gönderdiği ak boğaya Pasiphae aşık olur ve boğa ile birleşebilmek için, Daidalos`a tahtadan inek heykeli yaptırır. Sanki canlıymış gibi duran heykelin içine girer ve gebe kalarak Minos Boğası`nı doğurur. Minos Boğası, insan bedenli, boğa başlı bir canavarmış. Kral Minos, bu korkunç yaratığı öldürmek ister. Ancak yüreği buna dayanamaz ve sonunda çözüm olarak gün ışığına çıkmayacak bir yere hapsedilmesine karar verilir. Böylece mimar Daidalos`a Labyrinthos Sarayı yaptırılır. Minos Boğası`na da her yıl 7 delikanlı ve 7 genç kız, kurban olarak verilmiş. Theseus Girit`e Minos Boğası`nı öldürmeye geldiğinde, Pasiphae`nin kızı Ariadne kendisini görmüş ve aşık olmuş. Minos Boğası`nın bulunduğu bin bir dehlizli Labyrintos`ta kaybolmaması için, Daidalos`un önerisiyle Ariadne Theseus`un eline bir yumak iplik vermiş. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerde ilerledikçe yumağı açıp ipliği yere bırakıyormuş. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. Sonra da Ariadne`yi kaçırıp, Naksos Adası`na varmışlar.


İlk Uçan İnsan Efsanesi

Azra Erhat`ın Mitoloji Sözlüğü`nde, Theseus`a Labyrinthos`a girip çıkması için Ariadne`ye bir yumak iplik kullanmasını Öneren Daidalos`un Theseus`un başarısında parmağı olduğunu öğrenince, Kral Minos buna Çok kızdığı belirtiliyor. Kral Minos, Daidalos`u, oğlu İkaros ile birlikte kendi inşa ettikleri Labyrinthos`a kapatmış. Daidalos, oradan çıkmanın çaresini de bulmuş. Kuşların pencerelere bıraktıkları tüyleri ve arı peteklerindeki balı kullanıp, İkaros ile kendisine birer çift kanat yapmış. İkisi de böylece uçup gitmişler. İkaros, dünyada ilk uçan adam olarak ün bırakmış. Daidalos, uçmadan önce oğluna ne çok alçaktan uçmasını ne de fazla yükselip güneşin ışıklarına yaklaşmamasını söylemiş. Ancak, havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş, başarısından dolayı gurura kapılmış ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yükselmiş, güneşin ışığına aldırmamış, giderek doğayı yenmek, özgürlüğe kavuşmak sevinci ile Helios`u hor görme suçunu da işlemiş. Güneş tanrı, onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş, İkaros da denize düşmüş ve boğulmuş. Bu nedenle Ege`de Sisam Adası`nın çevresindeki denize İkaros Denizi denmiş.